Kiracı Olarak Depozitonuz Erimesin

Yıl 1993... Türkiye’nin henüz bol sıfırlı banknotlarla tanıştığı, sözleşmelerin güven üzerine inşa edildiği o günlerde, bir kiracı ve bir mülk sahibi el sıkışır. Masaya bırakılan 15 milyon liralık depozito bedeli, o an için sadece bir güvencedir; ancak yirmi bir yıl sonra büyük bir hukuk savaşının fitilini ateşleyeceğinden kimsenin haberi yoktur. 2014 yılının soğuk bir Ocak gününde anahtar teslim edilip yollar ayrıldığında, asıl mesele gün yüzüne çıkar: Zamanın erittiği o para, bugün neyi temsil etmektedir?

Dava dosyasına yansıyan hikâye, sadece bir alacak verecek meselesi değil, aynı zamanda hukukun "denkleştirici adalet" arayışıdır. Kiracı, tüm borçlarını ödediğini ve evi tertemiz bıraktığını savunarak, o günün 15 milyonunun bugünkü karşılığını talep ederken; mülk sahibi cephesinde durum bambaşkadır. Ev sahibi, erken tahliye nedeniyle uğradığı zararı ve iddia edilen hasarları öne sürerek, kasasındaki paranın artık bir "hiç" hükmünde olduğunu savunur.


Yerel mahkeme, başlangıçta bu karmaşayı basit bir reddedişle noktalamaya çalışır. "Sözleşmede faiz maddesi yok," diyerek kiracının talebini elinin tersiyle iter. Oysa adalet, rakamların ötesinde bir vicdan muhasebesidir. İşte tam bu noktada Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bir hakem edasıyla devreye girerek hukuki bir ders niteliğinde o kararı verir: "Eksik incelemeyle adalet tecelli etmez."

Yüksek Mahkeme’nin perspektifi son derece berraktır: Eğer bir kiracı evini vaktinden önce terk ediyorsa, Türk Borçlar Kanunu’nun 325. maddesi uyarınca mülk sahibinin o evi yeniden kiralayabileceği "makul süre" boyunca sorumluluğu devam eder. Ancak bu süre, varsayımlarla değil, yerinde yapılacak titiz bir keşifle belirlenmelidir. Öte yandan, asıl devrim niteliğindeki tespit depozito bedelinin güncellenmesi üzerinedir.

Yargıtay der ki; 1993 yılındaki o depozito bedelinin, o günkü kira bedeline olan oranı neyse, bugün de aynı oran korunmalıdır. Yani paranın sadece rakamsal değeri değil, "satın alma gücü" masaya yatırılmalıdır. Adaletin formülü basittir: Güncel depozito tutarı hesaplanacak; bu tutardan mülk sahibinin kanıtlanmış hasarları ve makul süre kira alacağı düşülecek, varsa bakiye kiracıya iade edilecektir.

Sonuç olarak; hukuk sadece yasaları uygulamak değil, değişen ekonomik koşullar karşısında zayıfı korumak ve hakkaniyeti gözetmektir. Bu karar, cebimizdeki paranın sıfırları değişse de, hakkın özünün değişmeyeceğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.








Yorumlar